Diyarbekir ile bağlar arasi
Yakhti beni kaşlarının karasi
Sende kurşun bende piçağ yarasi

Yandım çavuş yandım senin elinden
Çokh sallanma kasaturan düşer belinden

Şekh Matar’dan bir mum aldım yakmağa
Yakhıp yakhıp yar yoluna bakmağa
Altun ister gerdanına takmağa

Yandım çavuş yandım senin elinden
Çokh sallanma kasaturan düşer belinden

Diyarbekr’in dört tarafı bağçalar
Yarım durmuş pencerede def çalar
Aşık olan birbirini parçalar

Yandım çavuş yandım senin elinden
Çokh sallanma kasaturan düşer belinden

Diyarbekr’in dört tarafı gül nergiz
Biz üç kardaş bir ordiya yeteriz
Yar yoluna nece kanlar dökeriz

Yandım çavuş yandım senin elinden
Çokh sallanma kasaturan düşer belinden

Kebapçı Cemil Şallı
Diyarbakır

Çavuş türküsü. Kaynak kişi, Dağkapı’da kebapçı Cemil Şallı’dır. 1939’da Şevket Beysanoğlu derlemiştir. Şekh Matar (Şeyh Matar), mahalle adıdır. Diyarbakır Folkloru, 1.Kitap, Şevket Beysanoğlu, CHP D.bakır Halkevi Neşriyatı No 9, Diyarbakır, 1943, s. 122

Gözyaşımı çağlatmadım
Karaları bağlatmadım
Canımdan ileri tuttum
Kuzum dedim ağlatmadım

Temiz ol dedim çimdirdim
Esen yellerden incirdim
Nice tatlı uykularda
Bağrıma basıp emdirdim

Ağlamanda kavuşurdum
Döğen olsa döğüşürdüm
Gece tatlı uykularda
Beleğini değişirdim

Yavrum der seni arardım
Gece uykusuz kalırdım
Sen yavrunu nasıl bilin
Seni de öyle bilirdim

Çalışırdım getirirdim
Kucağımda otururdun
Sevgili yavrum diye
Ben yemezdim yedirirdim

Böylece büyüttüm seni
Temiz tuttum beyaz teni
Sen de anne baba olun
Takdir eden o gün beni

Aşık Ali der bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Anne baba kardeşinden
Ayırıyor elin kızı

Aşık Ali Şahin
Karaisalı

Adana, Karaisalı, Söğütlü Köyü’ne aittir. Murtçu Folkloru, Halil Atılgan, 1. Baskı, s. 298-299

Şu İzmir’i boydan boya gezerim
Aman aman aman yar yar aman

Hani ya da kızım senin oynayışın
Toppalı zülfünü sallayışın
(Edalı da belik sallayışın)
Talimli talimli mektepli yar
Mektepli mektepli talimli yar

Şu İzmir’e boydan boya yol gider
Aman aman aman yar yar aman

Hani ya da kızım senin oynayışın
Toppalı zülfünü sallayışın
(Edalı da belik sallayışın)
Talimli talimli mektepli yar
Mektepli mektepli talimli yar

Sabiha Kubilay
Boğazlıyan

Yozgat, Boğazlıyan’a aittir. 27.08.1991 tarihinde İclal Akkaplan tarafından derlenmiştir. Rept. No: 3910

Kelbim dönüb hem kocadan cahaldan
Getiribdi bizi cana gözeller
Bas herac alır güllü mahaldan
Baş eymeyir soltana hana gözeller

Eziz gündü seyre çıkıb gezerler
Benefşe seçerler nergiz üzerler
Herges mehbubuna deste bezerler
Gahdan düşer her hayala güzeller

Şair berat alar Hakk’ın özünden
Kaynayar nem çeger eşkin gözünden
İncimeyin siz Necef’in sözünden
Yetişmeyib hoş gamala benzer

Aşık Necef
Azerbaycan

Koşma. Azerbaycan Aşıkları ve Halk Şairleri (2.cilt), Doç.Dr.Saim Sakaoğlu, Yrd.Doç.Dr.Ali Berat Alptekin, Esma Şimşek, Halk Kültürü Yayınları:10, İstanbul – 1986, s.184

Görmezi gösterir billah aşk ile
Dilsizi söyletir vallah dil ile
Çöllerde bülbüller öter gül ile
Hele bir sallanıp geçsin o güzel

Dost dost o güzel yar yar o güzel
Dost dost o güzel yar yar o güzel

Arif olsan niyetini bozarsın
Cahil olsan methiyeler yazarsın
Kırk makamı dört kitabı yazarsın
Hele bir sallanıp geçsin o güzel

Dost dost o güzel yar yar o güzel
Dost dost o güzel yar yar o güzel

Ali Yavuz

Kavak yaprağı yeşil
Dalında kahve pişir
Yarin elden gidiyor
Aklın başına devşir

Amanım amanım ah meleğim
Yar seni nerde göreyim

Şu dağın yoluna bak
Çiçeğinin moruna bak
Kaydetme deli gönül
Her işin sonuna bak

Amanım amanım ah meleğim
Yar seni nerde göreyim

Bir elmaya beş dilim
Git kapımdan geç derim
Beni sana vermezler
Bu sevdadan geç derim

Amanım amanım ah meleğim
Yar seni nerde göreyim

Kara üzüm asması
Çetin olur kesmesi
Dünyada pek güç olur
Esmer yarin küsmesi

Amanım amanım ah meleğim
Yar seni nerde göreyim

Karanfil deste gider
Kokusu dosta gider
Beni gören yiğitler
Evine hasta gider

Amanım amanım ah meleğim
Yar seni nerde göreyim

Kaynağı Bilinmiyor
İstanbul

Güldeste-i Musiki, 15. cüz, Hasan Tahsin, İstanbul, 1317, s. 246-247.

Her Sabah Her Sabah Gülşen İçinde

Sadık Doğanay
Zile

Bize bir hal oldu gardaş
Haller bitmiyor bitmiyor
Gezdik dünyayı dolaştık
Yollar yollar bitmiyor

Yağmur olduk yağdık gardaş
Seller bitmiyor bitmiyor
Güneşime mani olma
Güller bitmiyor bitmiyor

Yaşa yaşa boşa gardaş
Günler bitmiyor bitmiyor
Rezil oldu paşa gardaş
Cinler bitmiyor bitmiyor

Saygı sevgi nerde gardaş
Kinler bitmiyor bitmiyor
Ayı dolmuş her tarafa
İnler bitmiyor bitmiyor

Arar olduk hep eskiyi
Dünler bitmiyor bitmiyor
Suçun sahibi bulunmaz
Senler bitmiyor bitmiyor

Günün modası övünmek
Benler bitmiyor bitmiyor
Alimlere selam olsun
Canlar bitmiyor bitmiyor

Tonuslu Mahmut
Tonus

Gargı Deresinin Piynar Odunu

Mustafa Coşkun
Fethiye

Sofilem Hamamlara Giderken

Yöre Ekibi
Soma

Yollar seni gide gide usandım
Ayağıma diken battı gül sandım
Di yörü yörü de muhannet gelin
Ben de seni bir vefalı yar sandım
De gidinin kızı senden yar olmaz

Di yörü yörü de zalımın kızı
Esti acı poyraz ayırdı bizi
Di yörü yörü de muhannet gelin
Ok vurdun sineme yaram çok derin

Kırmızılar giymiş alınan oynar
Deste zülüflerin celinen oynar
Yar beni bırakmış el ilen oynar
Eliynen oynayan yari neyleyim

Di yörü yörü de zalımın kızı
Esti acı poyraz ayırdı bizi
Di yörü yörü de muhannet gelin
Ok vurdun sineme yaram çok derin

Mehmet Seske
Malatya

Bir güzel seyrettim aşkın kaynağı
Cana can verip de katması gibi
Toplamış nergisi gülden yanağı
Bağrıma korlarda tutması gibi

Saçları yakıyor baksan esmerin
Gönülde açtığı yara çok derin
Gezdiği yerlerde yel eser serin
Ela göz gamzesi batması gibi

Dolandım dünyayı usandım bezdim
Aşkın kitabım okudum yazdım
Bir güzel seyrettim aşk ile gezdim
Bakarken kaşları çatması gibi

Gören deli olur kendinden geçer
Aşkın kaynağım bendinden içer
Güzeller içinde tek onu seçer
Kul edip kendine satması gibi

Yakıyor canları şımgın bakışı
Hep gezer gönül de çıkmaz yokuşu
Takınmış altını süsü nakışı
Bir ceylan misali gitmesi gibi

Hayal ile gam dağların bitirsin
Seni alan diyar diyar götürsün
Gece gündüz hep kolunda yatırsın
Ömrümün koynunda bitmesi gibi

Zararda gezenler bir kar bulamaz
Bir görüp görmeyen karar kılamaz
Benzerin bulmayan asla gülemez
Trabzon’un yeni yetmesi gibi

Tabip sağlayamaz bahtı karalı
Görenin kesilir sabrı kararı
Görmedim ülkede böyle maralı
Dağların başından itmesi gibi

Bir şahine benzer kolda bakışı
Hep gezer gönülde çıkmaz yokuşu
Gerdan sıralamış süsü nakışı
Aslanın ininde yatması gibi

Okudum Farisi biraz Arabi
Bezdim bu günlerden yeter yarabbi
Bana derler hasta Noksan harabi
Üşüttü hastalık sıtması gibi

Hodlu Noksani
Artvin

Behey gafil öleceksin bilmen mi
Azrail canını alsın almasın
Son deminde n’olacağın bilmen mi
Dünya dolu malın olsun olmasın

Dinle nasihatım can kulağın aç
Namerdin yanına varma geri kaç
Olursa düşmanın kapına muhtaç
Sen bir eylik eyle bilsin bilmesin

Seyrani der Hakk’ı hazır bilince
Gönül aynasının pasın silince
Benim canım Hakk’a vasıl olunca
İmam cenazemi kılsın kılmasın

Aşık Seyrani
Develi

Seyrani, Hayatı, Kişiliği, Sanatı, Şiirleri – Mustafa İslamoğlu – Denge Yayınları, İstanbul 2002, s.261

Ey katibim sana geldim saz ile
Elin öpebilsem bahar yaz ile
Değiştin bizi bir söğüt daline
Urganlara yar mı oldun
Yeşil Memet

Gel derdimizi yaz bizim katip olda
Seni unutmadık akşamla sabahta
Al kalemi yaz derdimize bir bakta
Toprağa mı mal oldun sen
Yeşil Memet

Yeşil Memet katiplikten vazmı geçtin
Şu feleğin sillesinden az mı geçtin
Yaşlanmadan urganlara gucak açtın
Cennet yerin olsun senin
Yeşil Memet

Kalıcı değildir bu dünya kimseye
Bu sözlerim kaldı torundan dedeye
Ozan Erdal çek bu acıyı sineye
Selam sana Çukurbağ’dan
Yeşil Memet

Ozan Erdal
Ermenek

Sinem üzre adedi yok dağların
Yar elinden yarelidir bu sine
Çarh-ı felek saldın bulam dağların
Boranına dumanına pusine

Gurbette mekanım oldu yad eller
Zemmedüben nite gerek yad eller
Şimdi yarin ellerini yar eller
Ben ermedim ayağının busine

Gönül can rahşıdır akıl oyandır
Devadır kim dizginine uyandır
Bana sun şerbet-i la’lin uyandır
Ta sinesin derunuma bu sine

Ömer divaneyim aklım yitirdim
Mihnet köşesinde hasta yatırdım
Elif kaddim bugün kafa yetirdim
Ayın şını irgörünce bu sine

Aşık Ömer

Aşık Ömer Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, Semih Lütfi Matbaası ve Kitap Evi, 1935

Kimseyi kimseden sorma ey kardeş
Her dem konuştuğu yardan bell’olur
Şu dünyada asıl olan aslanın
Daim eğlendiği yerden bell’olur

Bed asıllar söyündürür ocağı
Mümkün olmaz iyi olacağı
Konuşup konuşup ayrılacağı
Dikkatle seyretsen serden bell’olur

Kamil’in başı kurtulmaz elemden
Herdem cefa gelir kem oğlu kemden
Tiyneti pak asılzade ademden
Hicap eylediği ardan bell’olur

Aşık Kamili

Halk Şiirinden Seçmeler – 100 Temel Eser, Bilge Kültür Sanat, Yayın No: 186, sayfa 252

Zaten Benim Bahtım Kara 2

Ahmet Çiçek
Gaziantep

Güzel bugün tura çıkmış
Yürüyüşü naz veriyor
Döşüne inciler takmış
Kumral saçlar poz veriyor

Eşi yalınız kalmış
Kırağ mıdır nerden gelmiş
Halk peşine koyun olmuş
Sanki çoban tuz veriyor

Bilmem kimin mahyetinde
Güneş parlar sıfatında
Aşkın atı var altında
Dizgin elde hız veriyor

Soyu Leyla soyu gibi
Boyu çınar boyu gibi
İlkbaharın ayı gibi
Çimen çiçek yaz veriyor

Ok kirpikler değer diyor
Kılıç kaşlar hayır diyor
Yüzbaş’oğlu buyur diyor
Bütün varlık Adem’dedir

Mihmani
Sivas

Bundan böyle nazlı yara küskünüm
Verse de dünyayı konuşmam gayrı
Yüz bin tabip gelse yine ey olmam
Derindir bu yaram kurtulmam gayrı

Dünya döndü alem güldü halime
Kader kısmet beni verdi zalime
Bin bir engel çıktı geldi yoluma
Yıkık gönül bendi gelemem gayrı

Haydar Acar
Sivas

Küpün içinde pekmez
Bu pekmez bize yetmez
Bizim köyün kızları
Davulsuz gelin gitmez

Mazı dalı yeşildir
Güzel benim eşimdir
Ben yarimden ayrılmam
Geceleri düşümdür

Mavi desmal başında
Kalem oynar kaşında
İnşallah kavuşuruz
Gelen yılın başında

Anonim
Siirt